Boşanmada Maddi Tazminat
Boşanmada Maddi Tazminat
a.g.e : Adı Geçen Eser
bs. : Basım
Bkz. : Bakınız
C. : Cilt
E. : Esas Numarası
H.D : Hukuk Dairesi
HMK : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
K. : Karar Numarası
md. : Madde
s. : Sayfa
S. : Sayı
TMK : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu
T. : Tarih
Vd. : Ve Devamı
Y : Yargıtay
GİRİŞ
Evlilik birliği, eşlere bazı haklar tanır ve yükümlülükler yükler. Evliliğin devamı esnasında kullanılan bu haklar ve yükümlülükler boşanmayla sona erer. Boşanma, evlilik birliğine eşler hayattayken bazı nedenlerin varlığıyla hâkimin kararıyla son verilmesidir.
Boşanma, hayat ilişkilerinde doğurduğu sonuçlarla sıklıkla karşılaşılması sebebiyle önem taşıyan bir aile hukuku müessesidir. Boşanma sonucunda taraflar arasında evlilik ile kurulan ekonomik birlik sona erer. Dolayısıyla boşanmanın bir takım mali sonuçları ortaya çıkar. Boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle taraflar gerek maddi gerekse manevi zarara uğrayabilirler. Çalışmamızın konusunu maddi tazminat oluşturacaktır. Maddi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar neticesinde beklenen menfaatleri zedelenen tarafça talep edilebilir.
Uğranan bu zarar neticesinde maddi tazminat talebinin hangi şartlar altında mümkün olabileceği ve ne şekilde ileri sürülebileceği çalışmamızda ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.
A. BOŞANMADA MADDİ TAZMİNAT
Evlenme aile hukukuna özgü bir sözleşme olup, boşanma ile meydana gelen zarar sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zarar olmayıp, aile müessesesinin emrettiği yükümlülüklerin ihmalinden kaynaklanan zarardır.
TMK md. 174 haksız fiilin özel bir çeşidini düzenlemekte olup hükme göre boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarara uğramış olan taraf, karşı taraftan maddi tazminat talep edebilir. Hükümden anlaşılmaktadır ki davacının kusursuz olması mutlak bir şart olarak aranmamış, daha az kusurlu tarafın da bu davayı açabilmesi mümkün kılınmıştır. Bu davada konu olan maddi zarar boşanma sebebiyle uğranılan müspet zararlardır.
Boşanma ile ilgili talep edilen maddi tazminat boşanmanın eki niteliğini taşır ve boşanmanın sonucu ile sıkı sıkıya bağlıdır.
B. BOŞANMADA MADDİ TAZMİNATIN HUKUKİ NİTELİĞİ
Boşanma hukukunda zarar haksız fiilin özel bir türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Maddi tazminat talebi bir sözleşmenin ihlali mi yoksa haksız fiil mi konusu tartışmalı olmakla beraber ağır basan görüş haksız fiil tazminatı olduğudur. Hukuki ilişkinin ihlali söz konusu olduğu için nispi bir haksızlıktır. Doktrinde bir diğer görüş maddi tazminatın hukuki niteliğinin sözleşme veya haksız fiilden doğan bir tazminat olmadığını, kendine özgü bir mahiyeti olduğunu benimsemektedir.
Görüşümüz maddi tazminatın hukuki niteliğinin haksız fiil olduğundan yanadır. TMK md. 174’te düzenlenen Borçlar Kanunundaki haksız fiil temelde kusura dayanan sorumluluğu içermektedir. Kusurun evlilik içinde meydana gelmiş olması sorumluluk ilkesi açısından farklılık yaratmamaktadır. Sorumluluğun esasını kanun maddesinin ayrı olması değiştirmemektedir.
Maddi tazminat alacağı başkasına temlik edilebilir veya zarar gören kimsenin ölümü halinde mirasçılarına geçer. Talep sahibi bu hakkından vazgeçebilir.
C. BOŞANMADA MADDİ TAZMİNATIN KOŞULLARI
1. Boşanmaya Karar Verilmiş Olması
TMK md. 174/1’e göre maddi tazminat boşanmanın eki niteliğinde ve kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Eğer boşanma davası reddedilirse maddi tazminat talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekmez. Boşanmaya karar verilmiş ve maddi tazminat talep edilmiş ise talep hakkında mutlaka olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir.
Mahkeme TMK mad. 170/1 hükmüne göre tarafların ayrılığına karar vermiş ise bu durumda maddi tazminat talep edilemez. Ayrılık süresi dolduktan sonra boşanma davası açılabilir. Açılan bu dava sonucunda tarafların boşanmalarına karar verilirse davacı eşin kusurlu olan eşten maddi tazminat talebi mümkün olabilir. Tazminat talebi boşanma davası ile birlikte sürülürse hâkim her ikisine de hükmedebilir.
2. Bir Talebin Bulunması
6100 sayılı HMK md.26/1’e göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklindeki kurala öğretide ve uygulamada “taleple bağlılık” kuralı denmektedir. Bu kural boşanma halinde talep edilen maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Anlaşılmaktadır ki, boşanmaya konu olaylarda davalı tamamen kusurlu ve maddi tazminat şartları davacı lehine oluşmuş olsa dahi, hâkim, davacının talebi olmaksızın kendiliğinden maddi tazminata karar veremez.
Maddi tazminat davalarında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması söz konusu olmayacağı gibi, ne talep edilecekse belirtilmelidir. Hâkimin istenilen miktarı aşması söz konusu olmayacağı gibi, fazlaya ilişkin hakları saklı tutması da mümkün değildir. Ayrıca maddi tazminat talebi kişiye sıkı sıkıya bağlı hak olduğundan bizzat hak sahibi yani boşanma sonucu maddi zarara uğrayan eş ileri sürebilir. Maddi tazminat talep eden taraf bu haktan tamamen veya kısmen vazgeçebilir
3. Maddi Tazminat Talep Eden Tarafın Kusursuz veya Daha Az Kusurlu Olması
Kusur, hukuka aykırı eylemde bulunan kişinin hukuk düzeni tarafından beğenilmeyen davranışlarının olmasıdır ve sorumluluğun kaynağını oluşturmaktadır. Maddi tazminatı talep eden eş karşı tarafın kusuru nedeniyle boşanmaya karar verildiğini ispatlamak durumundadır.
TMK md 174’e göre maddi tazminat talep eden tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir. Anlaşılmaktadır ki maddi tazminat talep eden tarafın mutlak anlamda kusursuz olması gerekmez. Hayatın olağan akışında boşanma halinde kusur genellikle tarafların her ikisinde de bulunur. Kanun hazfına göre kusurun boşanma üzerindeki tespiti önemlidir. Kusursuzluk doktrinin de kabul ettiği gibi mutlak bir kusursuzluk değildir. Boşanma halinde taraflardan birinin kusurunun bulunmaması nadiren rastlanacak bir durumdur. Daha az kusurlu olmak ise tazminatı talep eden eşin de boşanmaya sebep olan olaylarda kusurunun söz konusu olmasıdır. Evliliğin boşanmayla sonuçlanmasında bir tarafı yüzde yüz kusursuz kabul etmek oldukça zordur. Doğal tepkiler çerçevesinde olan davranışlardan dolayı kusurlu sayılmak adil olmayacaktır.
Örnek Yargıtay Kararı;
“Mahkemece kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru ise de, erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tamamen kusurlu olduğu, kadının Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesine göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelendiği ve boşanma sonucu en azından eşinin maddi desteğini yitirdiği anlaşıldığından, kusuru olmayan kadın yararına mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur ve hakkaniyet ilkesi ( TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51 ) dikkate alınarak uygun miktarda maddi tazminat takdirini gerektirmektedir. O halde; erkeğin karar düzeltme talebinin kısmen kabulu ile ;Dairemizin 20.09.2018 tarih 2016/22412 esas ve 2018/9739 karar sayılı ilamının 2. ve 3. bentlerinin kaldırılmasına yerine; ``2. bent olarak ilk boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin tamamen kusurlu olduğu ve Medeni Kanunun 174/1. maddesi gereği kadın yararına mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur ve hakkaniyet ilkesi ( TMK m.4, TBK m. 50 ve 51 ) dikkate alınarak uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği şeklinde değişik gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”
Eşlerin eşit kusurlu olmaları halinde maddi ve manevi tazminata hükmedilmez.
Örnek Yargıtay Kararı;
“…boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları davacı-karşı davalı erkek lehine oluşmamıştır. Hal böyle iken yanılgılı kusurlu belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı erkek lehine maddi ve manevi tazminata ( TMK m. 174/1-2 ) hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”
4. Davalı Tarafın Kusurlu Olması
Boşanmada iki tarafta kusursuz ise maddi tazminata hükmedilememektedir. Maddi tazminata hükmedilebilmesi için davalı tarafın kusurlu olması şartı aranmaktadır. Boşanmanın sebebi davalı tarafın kusuru değil ise aleyhine tazminata hükmedilemez. Akıl hastalığı sebebiyle açılmış olan boşanma davasında davalı tarafın kusurlu olduğundan söz edilememesi bu duruma örnek gösterilebilir. Bu tarz bir olayda davalı taraf kusurlu olmadığından aleyhinde maddi tazminat kararı vermek mümkün değildir.
5. Zararın Varlığı
Zarar kavramı biri dar diğeri geniş olmak üzere iki anlamda kullanılabilmektedir. Kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen zarar dar anlamda zararı ifade ederken, geniş anlamda zarar ise kişinin hem malvarlığında hem de kişi varlığında meydana gelen zarardır. Zarar görenin malvarlığında azalma meydana gelmiş ise bu maddi zarardır. Bu zarar iki şekilde meydana gelebilir. Birinci durumda malvarlığında meydana gelecek olan artışın engellenmesi ikinci durumda ise malvarlığında bir azalmanın meydana gelmesidir. Eşin bir malının kullanılarak veya işletilerek sağlanan yarar ya da eşin işyerinde çalışarak elde edilen kazanç bunlara örnek gösterilebilir.
Maddi tazminat talep eden tarafın mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma sebebiyle zedelenmiş olmalıdır. Boşanmanın gerçekleşmesiyle talep edilebilen maddi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle maddi zarara uğrayan tarafın tatminini amaçlar. Mevcut ve beklenen menfaatlerin zedelenmesiyle maddi tazminat talebinde bulunan tarafın evlilik birliği içerisindeki yaşam standardı aranmaz. Burada amaç talepte bulunan eşin karşı tarafın boşanmaya sebep olan davranışları dolayısıyla uğradığı maddi kayıpları gidermektir. Bu maddi kayıplarda kanunda mevcut ya da beklenen menfaat olarak belirtilmiştir.
Mevcut menfaatin anlamı evlilik birliği devam etmiş olsa idi maddi tazminat talep eden eşin içinde bulunacağı durumdur. Maddi tazminat talebini gerektiren menfaat zedelenmesini ve boşanma gerçekleşmiş ise tazminatı talep eden eş artık mevcut menfaat durumunun içinde bulunmamaktadır. Mevcut menfaat parasal bir yararı ifade etmektedir. Eşlerin evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katkı bu birlik devam ettiği sürece yapılmaktadır. Dolayısıyla boşanmayla eşlerden biri diğer eşe sağlanan parasal katkıdan yoksun kalmaktadır. Bu durumda taraflardan birinin mevcut menfaati zedelenmektedir.
Beklenen menfaat ise, boşanma esnasında henüz oluşmamış olan fakat evlilik devam etse idi büyük olasılıkla oluşacak olan olası menfaatleri ifade etmektedir. Örnek olarak miras haklarının yitirilmesi veya eşi dolayısıyla alacağı dul maaşından yoksun kalınması gösterilebilir. Mevcut menfaati zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu olan taraftan maddi tazminat talebinde bulunabilir.
Zararın ve Tazminatın Belirlenmesi
TMK md. 174/1’ e göre ödenecek olan maddi tazminat uygun maddi tazminat olmalıdır. Hükümden anlaşılmaktadır ki tazminat miktarını hâkim resen belirleyecektir. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ve kusur derecelerini göz önünde bulundurarak uygun olan tazminat miktarını belirleyecektir. Maddi tazminatın boşanma davası ile talep edilmesi zorunlu değildir, ayrı bir dava ile de talep edilebilir.
Maddi tazminat boşanma davası kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında talep edilebilir. Yazılı veya sözlü olarak istenebilir. Talep sözlü olarak istendiğinde duruşma tutanağına geçmelidir. Talep irat biçiminde ödenebilir ve ölüm ve yeniden evlenme ile kendiliğinden kalkar. Haysiyetsiz hayat sürme halinde de mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Maddi tazminat tarafların mali durumunun değişmesiyle artırılabilir, azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir. Bu durum hakkaniyet ilkesinin bir gereğidir.
Kusur belirlenmeden maddi tazminata hükmedilmemesi gerekir. Bu durum bir Yargıtay kararında “Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.” şeklinde ifade edilmektedir.
Yargıtay’ın da kararında açık bir şekilde ifade ettiği gibi maddi tazminatın hakkaniyetli şekilde tayin edilebilmesi için tarafların kusur durumları doğru bir şekilde tespit edilmelidir. Sorumluluk hukuku bakımından kusur, kast ve ihmal olarak ayrılabilir. Kastta ihmalde derecelerine göre ağır ve hafif olarak ayrılabilir. Bu ayrıma göre kast ve ağır ihmal halinde ağır kusur, hafif ihmal halinde ise hafif kusur olur. Bu derecelendirme maddi tazminat tayin edilirken dikkate alınmalıdır.
Tüm bu sebeplere bakıldığında, hâkimin tazminat miktarını tayin ederken, kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, ortalama yaşam sürelerini, yeniden evlenme şanslarını, yaşam seviyelerini ve geçim koşullarını göz önünde tutarak makul ve herkesçe kabul edilebilir bir miktar belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
6. Nedensellik Bağının Bulunması
Yalnızca evliliğin sarsılmasına yol açan bir davranış maddi tazminat talebi için yeterli değildir. Kusurlu sayılabilecek davranış ile boşanma olayı arasında uygun bir neden sonuç ilişkisi bulunması gerekir. Evlenmeden önce ya da boşanmadan sonra oluşan davranışlar kusurun belirlenmesinde göz önünde tutulmaz, sadece evliliğin devamı boyunda meydana gelen olaylar esas alınır.
Ortaya çıkan veya ileride çıkma ihtimali olan zarar, boşanma sebebiyle doğmuş ise zarar ile boşanma arasında illiyet bağı vardır. Yani boşanma nedeninin sonucu olarak zarar oraya çıkmıştır. Davalı eşin davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında doğrudan bir bağlantı olmalıdır. Tazminat isteyen eş boşanmada ve uğradığı zararda davalı tarafın eylem ve davranışlarının neden olduğunu kanıtlamasıyla illiyet bağı kurulmuş olur.
7. Hukuka Aykırılık
Boşanma nedeniyle maddi tazminat talep eden taraf, mevcut ve beklenen menfaati hukuka aykırı bir eylem sonucu kaybedilmiş olmalıdır.
D. MADDİ TAZMİNATIN ÖDENMESİ
Maddi tazminatın ödeme biçimi TMK md. 176’da düzenlenmiştir. Kanun hükmüne göre maddi tazminat toptan ve irat biçiminde ödenebilir.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat ölüm ve yeniden evlenme durumlarında kendiliğinden sona erer. Eğer maddi tazminat alacaklısı evlenme olmaksızın karı koca hayatı yaşıyor, haysiyetsiz hayat sürüyorsa mahkeme kararıyla sona erer. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat şartlara göre arttırılabilir veya eksiltilebilir. Ancak böyle bir durumda hakkaniyet ilkesi gereği tarafların ekonomik durumlarının değişmiş olması gereklidir.
Taraflar arasında özel bir anlaşma söz konusu değilse maddi tazminatın Türk parasıyla ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Maddi Tazminatta Faiz
Hâkim faize de hükmedebilir ancak HMK md. 16’ya göre tarafların talepleriyle bağlıdır. Bu nedenle faizi ancak taraflar talep ederse hükmedilebilir. Faize boşanma davasının kesinleşmesi tarihinden itibaren başlanacak şekilde karar verilir. Tazminat talebi dava devam ederken ıslahla arttırılmış olabilir. Bu durumda faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekmektedir.
E. ZAMANAŞIMI
TMK md. 178’e göre “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Burada düzenlenen zamanaşımı boşanmanın eki niteliğinde olan haklar ile ilgilidir.
Zamanaşımı hak düşürücü süre olmadığı için hâkim re ’sen bunu dikkate alamaz. Taraflar ileri sürmek durumundadır. Dava dilekçesini alan taraf 10 günlük cevap ve itiraz süresi içinde bunu yazılı olarak dava dosyasına bildirmek zorundadır.
Örnek Yargıtay Kararı;
“Mahkemece tarafların boşanmalarına dair yabancı mahkeme kararının 13.3.2008 tarihinde kesinleştiği bu sebeple Türk Medeni Kanununun 178. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Yabancı mahkemece verilen kesinleşmiş kararların iç hukukta hukuki sonuç doğurması için hükmün tanınması veya tenfizi gerekir. Henüz tanınmayan ve iç hukukta sonuç doğurmayan karar sebebiyle zaman aşımı süresinin başlangıcı yabancı ilamın kesinleşme tarihine yürütülemez. Zaman aşımı süresi tanıma veya tenfiz hakkındaki kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren başlar. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden tarafların boşanmalarına dair yabancı mahkeme kararının Denizli 3. Aile Mahkemesi'nin 2010/979 esas-2010/1180 karar sayılı ilamı tanındığı ve tanıma kararının 15.2.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davada zaman aşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
SONUÇ
Boşanma günümüz hayat ilişkileri bakımından kişisel nitelikte sonuçların yanı sıra mali sonuçlar bakımından da oldukça önemlidir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte hayatları birbirinden ayrılan kişiler, bazı ekonomik zorluklarla karşılaşabilir. Boşanmanın mali sonuçları kişilerin boşanmasıyla değişebilen ekonomik şartlarla da ilgilidir. Maddi tazminat zamanla birlikte değişen hayat koşullarından ziyade hukuken bir tazminat olarak nitelendirildiğinden dolayı zarar tazminini amaçlamaktadır. Boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören taraf maddi tazminat talebiyle zararını gidermeyi istemektedir.
Türk hukukunda mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören tarafın zararını tazmin edebilmesi adına belli koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bunun için öncelikle bir boşanma davası açılmış ve boşanmaya karar verilmiş olması gerekir. Maddi tazminata hükmedilmesi için boşanmaya karar verilmiş olması elbette yetmemektedir, taleple bağlılık ilkesi gereği zararı gören tarafın maddi tazminat talebinde bulunması şarttır. Ayrıca maddi tazminat talep eden tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olması, maddi tazminat talep edilen tarafında kusurlu olması şartı aranır. Zararın varlığı ve bu zararı oluşturan davranışın hukuka aykırı olması gerekmektedir. Ayrıca kusurlu olan bu davranışın boşanma olayı ile neden sonuç ilişkisinin olması da şarttır. Tüm bu koşulların sağlanmasıyla maddi tazminat talep edilir ve toplu ya da irat biçimde ödemeye hükmedilebilir. Maddi tazminatta zamanaşımı hak düşürücü süre olmadığından taraflar ileri sürmelidir.
Boşanma ile mali sonuçlarından olan maddi tazminat kavramına, günümüz hayat ilişkilerinde sık sık karşılaşmaktayız. Konu uygulama bakımından da oldukça önem taşımaktadır. Bu sebeple maddi tazminatın hakkaniyet ilkesine uygun belirlenmesi, bu hususta fazlasıyla dikkatli olunması kanaatimizce uygun olacaktır.
KAYNAKÇA
SERİN OF, Emine, Boşanmanın Mali Sonuçları, T.C. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Konya 2008
KAÇAK, Nazif, Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat ile Yoksulluk Nafakası
KILIÇOĞLU, Ahmet M., Medeni Hukuk, Ankara,2004
BULUT, Harun, Aile Hukukunda Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, İstanbul, 2007
ÖZTAN, Bilge, Aile Hukuku, Ankara 2004
OĞUZ, Cemal, Medeni Kanun Madde 174/1 ile 175 Arasındaki Farklar, Gazi Üniversitesi
DURAL, Mustafa, GÜMÜŞ, Mustafa Alper, ÖĞÜZ, Tufan, Türk Özel Hukuku, Cilt 3, Aile Hukuku, İstanbul, 2019
ŞANVER, Şerafettin, Evliliğin Kırmızı Çizgileri, 2.Baskı, Ankara, 2009.
ÖZTAN, Bilge, Medeni Hukukun Temel Kavramları, 39. Baskı, Ankara, 2014
AKINTÜRK, Turgut, ATEŞ KARAMAN, Derya, Aile Hukuku, 14.Baskı, Ocak, 2012
GÜNAY, Buket, Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
GÜRPINAR, Damla, HAVUTÇU, Ayşe, ZEVKLİLER, Aydın, Medeni Hukuk, 6. Bası, Ankara, 2008
ERLÜLE, Fulya, HELVACI, Serap, Medeni Hukuk, 3. Baskı, İstanbul, 2014
KIRMIZI, Mustafa, İçtihatlı Aile Hukuku, İskenderun, 2009
ACABEY, M. Beşir, ERTAŞ, Şeref, GÜRPINAR, Damla, HAVUTÇU, Ayşe, ZEVKLİLER, Aydın, Yeni Medeni Kanuna Göre Medeni Hukuk, 10. Baskı, Ankara, 2018